← Tüm hikâyeler

Defne & Demir’in hikâyesi

Bulut Kütüphanesi

Merak eden çocuklara açılan, rafları gökkuşağından yapılmış gizli bir kütüphanenin hikâyesi.

Defne bir sabah pencereyi açtığında gökyüzünde alışılmadık bir şey gördü. Bulutlardan biri hiç kıpırdamıyor, üstelik üzerinde minicik altın bir kapı parlıyordu. Demir’i çağırdı. İkisi, kapının yalnızca meraklı çocuklara göründüğünü hemen anladı.

Bahçedeki en uzun merdiveni bulup kapıya uzattılar. Merdivenin son basamağına geldiklerinde bir rüzgâr onları usulca yukarı kaldırdı. Kapının ardında, rafları gökkuşağından yapılmış kocaman bir kütüphane vardı. Kitaplar uçuyor, sayfalar kuş kanadı gibi çırpınıyordu.

Kütüphanenin bekçisi Bay Pofuduk, beyaz sakallı bir buluttu. “Bir kitabı açabilmek için önce iyi bir soru sormalısınız,” dedi. Defne, “İnsanlar neden hayal kurar?” diye sordu. Demir ise “Korktuğumuz hâlde nasıl cesur olabiliriz?” dedi.

İki kitap raflardan süzülerek önlerine indi. Defne’nin kitabında, hiç görmediği şehirlerin çizimleri vardı. Demir’in kitabında ise cesaretin korkmamak değil, korkuya rağmen doğru adımı atmak olduğu yazıyordu.

Birlikte düşünün: Sen Bulut Kütüphanesi’ne girseydin hangi soruyu sorardın?

Çocuklar eve dönerken Bay Pofuduk onlara boş bir defter verdi. “En değerli kitap, sorularınızı yazdığınız kitaptır,” dedi. O günden sonra Defne ile Demir her akşam bir soru yazdı. Bazılarının cevabını hemen buldular, bazılarını yıllarca sakladılar.

Çünkü artık biliyorlardı: Merak, gökyüzündeki görünmez kapıları açan en küçük ama en güçlü anahtardı.

Hikâyenin tohumu: Soru sormak bilmediğimizi göstermek değil, öğrenmeye hazır olduğumuzu göstermektir.