Defne & Demir’in hikâyesi
Kayıp Renkler Haritası
Kasabanın renklerini geri getirmek için iyilik izlerini takip eden iki kardeşin macerası.
Bir sabah Defne ile Demir uyandığında dünya sanki eski bir fotoğraf gibi griydi. Portakalların turuncusu, yaprakların yeşili, gökyüzünün mavisi kaybolmuştu. Sadece Demir’in cebindeki küçük kırmızı düğme rengini koruyordu.
Düğmenin arkasında incecik çizilmiş bir harita buldular. Haritada üç işaret vardı: “Paylaşım Çeşmesi”, “Cesaret Köprüsü” ve “Teşekkür Tepesi”. Her durakta bir renk saklıydı.
İlk durakta susamış bir serçe gördüler. Defne mataradaki suyu serçeyle paylaştı. Çeşmeden bir anda mavi ışık yükseldi ve gökyüzüne yayıldı. İkinci durakta köprüyü geçmekten korkan küçük bir kirpi vardı. Demir onun elinden tuttu. Köprü altın sarısına, güneş de yeniden parlak rengine kavuştu.
Teşekkür Tepesi’ne çıktıklarında rüzgâr çok güçlüydü. Çocuklar çevrelerindeki herkese teşekkür ettikleri şeyleri yüksek sesle söylediler: sıcak ekmek yapan fırıncıya, sokakları temizleyen görevlilere, onları dinleyen ailelerine… Her teşekkürle bir renk gökyüzünden yağmur damlası gibi düştü.
Kasaba yeniden rengârenk olduğunda haritanın son cümlesi belirdi: “Renkler hiçbir zaman gerçekten kaybolmaz. Bazen onları görünür kılmak için küçük bir iyilik gerekir.”
Defne kırmızı düğmeyi Demir’in cebine geri koydu. “Bunu saklayalım,” dedi. “Dünya tekrar soluk görünürse nereden başlayacağımızı artık biliyoruz.”